“ İstanbul’a girerken duyduğum heyecan, Messina Boğazı’ ından İstanbul Boğazı’ na kadar süren on günlük deniz yolculuğunda gördüğüm her şeyi neredeyse unutturdu bana…
İstanbul’ a yaklaştığımız ne kadar da hissediliyordu! Gemide alışılmadık bir canlılık başlamıştı…
Bir tarafını Marmara Denizi’ nin, öbür tarafını Altınboynuz’ un kuşattığı Avrupa toprağının zaviyesinde, köhne Bizans’ ın bulunduğu yerde, yedi tepe üzerinde Türk şehri İstanbul yükselir. Altınboynuz ile Boğaz’ ın kuşattığı öteki zaviyede ise, Frenk şehirleri olan Galata ile Beyoğlu vardır. Altınboynuz’ un karşısında Asya sahilinin tepelerinde Üsküdar şehri görünür. İstanbul demek birbirlerinden denizle ayrılmış 3 büyük şehir demektir…
Gemici: İşte gözüktü!!!
İşte İstanbul! Muhteşem, muazzam, ulu İstanbul! Sonsuz iki dizi halindeki köşklerin, saray ve yalıların arasında yılan gibi kıvrılan ve Şark’ ın en latif tepelerinin içinde esrarlı bir şekilde kaybolan gemilerle örtülü Boğaz. Oh! Evet! Bu, dünyanın en güzel manzarasıdır. Bunu inkar eden Tanrı’ ya karşı nankörlük eder ve küfretmiş gibi olur. Bundan daha büyük bir güzellik insan aklını aşar! “
Edmondo de Amicis – 1874
İtalyan seyyah, yazar
İstanbul… Tarih boyunca dünya uluslarının gözdesi, özlemi... şehr-i İstanbul.
3000 yıllık tarihinin 1600 yıllı boyunca iki büyük imparatorluğa başkentlik yapmış günümüzün “vilayet” İstanbul’ u, 2010 yılında bir kez daha başkent olmaya hazırlanıyor. Bu defa bir kıtanın, Avrupa’ nın kültür başkenti olacak dünya şehri İstanbul…
İstanbul; eşsiz güzelliği, tarihi ve jeopolitik konumuyla her milletten, her dinden insana ev sahipliği yapmıştır. Bu kültürel çeşitlilik ve zenginlik İstanbul’ un başkent olduğu son 50 yılda yani 1870-1920 yılları arasında doruk noktaya ulaşmıştır. Bu renklilik doğu ile batının birleştiği yerde olunca, dönemin dünyadaki diğer önemli şehirlerinden kayda değer bir farklılık ortaya koyuyordu. Bu noktada farklıların ortak lisanı olan müzik ön plana çıktı.
1870-1920 yılları arasında İstanbul’ da eğlence hayatı çok renkliydi. Başta Türk, Ermeni, Rum ve Yahudi sanatçılar olmak üzere her milletten, kökenden ve dinden sanatçılar Osmanlı Musikisi ve İstanbul’ un kültür hayatına renk katıyordu. Geleneksel Karagöz ve Ortaoyunu’ na İtalyan ve Fransız tiyatro, operet ve operaları eklenmiş; geleneksel Türk Tiyatrosu ile batıdan gelen tiyatro arasında bir köprü vazifesi gören Tuluat Tiyatroları ve ayrılmaz parçası Kantolar da bu dönemde doğmuştur.
Bir İstanbul korosu olan Acappella Grup 34 Korosu, İstanbul’ un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olması dolayısıyla İstanbul’ un başkentlik yaptığı son 50 yılından yani 1870-1920 döneminden günümüze kadar gelmiş ve hala büyük bir keyifle dinlenen şarkılarını, günümüzün kültürel gelişmişliğinin en önemli göstergelerinden biri olan çok sesli müziğe uyarlamasıyla SON BAŞKENT İSTANBUL adlı projesini hayata geçirerek İstanbul’ un kültürel renkliliğine bir ton daha katmayı amaçlamaktadır.
REPERTUAR
1. Çargah Oyun Havası (anonim)(Düzenleme: Hüseyin Denizli)
2. İstanbul Kasap Havası ve Çiftetellisi (anonim) (Düzenleme: Kevork Tavityan)
3. Katibim (anonim)(Düzenleme: Kevork Tavityan)
4. Karcığar Köçekçe (Karagöz-Hacivat, Karagöz)(Düzenleme: Erdal Tuğcular)
5. Kürdilihicazkar Longa (Sebuh Simonyan) (Enstrümental)
6. Nihavend Longa (Kemani Kevser Hanım)(Düzenleme: Erdal Tuğcular)
7. Potpurİstanbul (Düzenleme: Tolga Gülen)
Ada Sahilleri (Tatyos Efendi)
Telgrafın tellerine kuşlar mı konar (anonim)
Beyoğlu’nda Gezersin (anonim)
Ben Kalender Meşrebim (anonim)
8. Ceviz içi badem (Kanto-Anonim)
9. Gidelim Göksuya bir alem-i ab eyleyelim (Lavtacı Hristo)(Düzenleme: İhsan Özer)
10. Hicaz Mandıra (Sultan Abdülaziz)(Düzenleme: İhsan Özer)
11. Şehnaz Longa (Santuri Ethem Efendi)(Düzenleme: Tolga Gülen)
12. Yangın olur biz yangına gideriz (anonim)(Düzenleme:İhsan Özer)
13. İstanbul’ dan Üsküdar’ a yol gider (Anonim)(Düzenleme: Erdal Tuğcular)
14. Reşadiye Marşı (Italo Selvelli)(Düzenleme: Erdal Tuğcular)
15. Kante Katife (Kadifeden kesesi)(Anonim)(Düzenleme:Mustafa Canbazlar)
16. Bu akşam gün batarken gel (Tatyos efendi)(Düzenleme: İhsan Özer)